Artan emtia fiyat artışlarını beraberinde getirdi

Ekonomist Mehmet Ertürkmen enflasyonda ki gelişmeleri ve Türkiye ekonomisini değerlendirdi. Ertürkmen, hızla artan emtianın fiyat artışlarına sebebiyet verdiğini söyledi.

Haber albümü için resme tıklayın

Ekonomist Mehmet Ertürkmen enflasyonda ki gelişmeleri ve Türkiye ekonomisini değerlendirdi. Ertürkmen, hızla artan emtianın fiyat artışlarına sebebiyet verdiğini söyledi.
Mehmet Ertürkmen, aşıyla birlikte salgın seyrinin azalması yönündeki düşünceler nedeniyle  küresel çapta uygulanan parasal genişlemenin, kontrolsüz hale geldiğini söyledi. Amerikan tahvillerinde ki faiz artışının  Türkiye’ye ve gelişmekte olan ülkelere giden yabancı kaynakları sınırlandırdığını belirten Ertürkmen,  COVID-19 pandemisinin etkilediği alanların başında gelen tedarik zincirlerinde enflasyon artış trendi yaşandığını ifade etti. Artan fiyatların henüz tüketiciye yansıtılamamasına dikkat çeken Ertürkmen, emtiada iç piyasada ki artışın kaçılmaz olduğunu söyledi.

EKONOMİK AKTİVİTELER HIZLANDI

Ertürkmen, “Tıpta, her ilacın mutlaka bir yan etkisi olduğu söylenilir.
Koronavirüs aşısının bulunmasıyla birlikte virüs salgının biteceğine yönelik beklentiler nedeniyle tüm dünyada ekonomik aktiviteler hızlandı. Bu hızlanma emtia fiyatlarına artış yönünde yansıdı. Yani geçen yıl ortalama 30 dolar olan petrolün varili şuan da 71 dolar. Dolayısıyla dünya da şu anda emtiada ki fiyat artışı kaynaklı bir enflasyon artışı trendi yaşanıyor.

NAKLİYE FİYATLARINDA ARTIŞ

Emtiadan dolayı özellikle nakliye fiyatlarında çok artışlar oldu. Daha önceden 500 dolara gönderilen bir konteyner, şu anda 2 bin, 2 bin 500 dolar bandında gidiyor. Emtia fiyatları pamukta, polyesterde, bizim en çok ilgilendiğimiz çelikte iki katına çıktı. Bu da kaçınılmaz olarak fiyatların artışına sebebiyet verdi.  Ancak daha tam olarak fiyatlara yansıtılamadı.
TÜİK tarafından yapılan enflasyon açıklamaları TÜFE ve ÜFE olarak açıklanıyor. Tüketici fiyat endeksi ile üretici fiyat endeksi arasında ciddi bir makas var. ÜFE yüzde 27 iken TÜFE yaklaşık 14 gibi tüketici oluyor. Buda şunu gösteriyor; Mamul ürünlerinde ki maliyet artışını, üreticiler henüz satış fiyatlarına yansıtamıyor.  Piyasa arz talep dengesinde zammı biranda yediremeyeceğini biliyor. Dolayısıyla kademeli olarak önümüzde ki aylarda fiyat artışları ürünlere yansıyacak.

YABANCI KAYNAKLAR SINIRLANDI

Enflasyonda ki yukarı trend mayıs sonuna kadar gidecek ama Mayıs’tan sonra ne olur bilemiyoruz. Tabi bu noktada kur da belirleyici olacak. Kur bu noktada belirleyici olurken Amerikan tahvillerinde ki faiz artışı bize ve gelişmekte olan ülkelere giden yabancı kaynakları sınırladı. Dolayısıyla bir fren geldi. Bunun önünü açmak ve kur artışının önüne geçebilmek için önümüzde ki günlerde Merkez Bankasında 1 puan civarında faiz artışı öngörülüyor. Bu da piyasa da ki faiz maliyetlerini arttıracak.  Faiz artışının, kuru dengeleme yönünde bir etkisi olacak ama diğer tarafta hem yatırımcıyı hem firmaların cari finansman giderlerinde ek bir maliyete sebep olacak.  Bu durum dolaylıda olsa finansman giderlerinde ki artışı fiyatlara negatif etki yapacak. Şu anda bir çıkmazın içerisindeyiz.
‘TÜRKİYE, DÜNYADA EN YÜKSEK FAİZ VEREN İKİNCİ ÜLKE’

Türkiye ise, dünya içerisinde biraz daha farklı konumda. Dünyada en yüksek faiz veren ikinci ülkeyiz. Biz gelişmekte olan ülkeler içerisinde yer alıyoruz ama bizim şu anda ki faiz riskimiz daha iyi durumda.  Ekonomide yeni reformların açıklanacağı söyleniyor ama görünürde bir proje yok. Sadece yönetimde değişiklikler oldu. Buda sübjektif değişikliklerdir.   Yılsonuna kadarda faiz oranlarında düşüş beklenmiyor. Hatta daha da artacaktır.”

İÇ PAZARDA TALEP DARALMASI

Türkiye’de ki hızlı üretimi de değerlendiren Ertürkmen, “Türkiye’nin ürettiği ürünlere olan talep şu an üst seviyede. Bunu da ciro oranlarına baktığımız zaman görüyoruz.  Üretimde Türkiye’nin aracı olduğundan dolayı hızlı üretimin etkisini çok fazla görmüyoruz ama ihracat oranlarında ciddi bir artış olacağını öngörüyoruz. Artan üretimin muhakkak ihracata gitmesi lazım. Çünkü iç pazarda talep büyümesi yok. Hatta talep daralması var.

İHRACAT İTHALATI DENGELEMELİ’

Türkiye’nin ithalatı azalmaz. Biz tamamen ithalata dayalı üretim modeliyle çalışan bir ülkeyiz. Bugün Türkiye’nin yaklaşık 2 milyon ton pamuk ihtiyacı var ve biz bunun 600 bin tonunu üretebiliyoruz. Çelik üretiminde iddialıyız ama hala çelik ithalatımız var. Tarım ve gübrenin tamamı ithalata dayalı. Petrol ithalata dayalı. İthalatımızı kesebileceğimiz, azaltabileceğimiz bir durum yok. Burada yapabileceğimiz sadece ihracatın ithalatı karşılama oranını arttırmamız lazım. Bu şekilde de yine açık vermeye devam ederiz ama verdiğimiz açığı azaltırız. Burada ki en büyük sıkıntı 3 Mayıs’ta ki Halk Bank davasının neticesi ekonomiye nasıl yansıyacak olması. Bu çok önemli bir gelişme. Halk bank davası bizim ekonomimize kurlarımızı yakından etkileyecektir.

 

 

15 Mar 2021 - 13:03 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yerel Piyasa Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yerel Piyasa hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yerel Piyasa editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yerel Piyasa değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Yerel Piyasa, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (542) 453 4646
Reklam bilgi