Uluslararası sözleşmelerden bu şekilde ayrılmak Türkiye’nin itibarını zedeler

Av. Ahmet Karayağlı İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararına yönelik değerlendirmelerde bulundu. Sözleşmenin tartışmalara neden olan yönlerini tek tek değerlendiren Karayağlı, “Hukuksuz ve keyfi bir şekilde, İstanbul Sözleşmesinden çekilmek ulusal ve uluslararası platformlarda gelecekte başka uluslararası sözleşmeden çıkılıp çıkılmayacağına yönelik güvensizlik yaratır. Avrupa Konseyi nezdinde de Türkiye’nin itibar ve güvenilirliğini zedeler” dedi.

Av. Ahmet Karayağlı İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararına yönelik değerlendirmelerde bulundu. Sözleşmenin tartışmalara neden olan yönlerini tek tek değerlendiren Karayağlı, “Hukuksuz ve keyfi bir şekilde, İstanbul Sözleşmesinden çekilmek ulusal ve uluslararası platformlarda gelecekte başka uluslararası sözleşmeden çıkılıp çıkılmayacağına yönelik güvensizlik yaratır. Avrupa Konseyi nezdinde de Türkiye’nin itibar ve güvenilirliğini zedeler” dedi.

 

İstanbul Sözleşmesi kimleri kapsamaktadır?

İstanbul Sözleşmesi, aile içi şiddet de dahil olmak üzere, zorla kürtaj, kadın sünneti, cinsel şiddet ve tecavüz, ısrarlı takip, cinsel taciz, aile içi şiddet, zorla evlendirme gibi kadına karşı her türlü şiddet için geçerlidir. Bununla birlikte, erkekler de aile içi şiddet ve zorla evlendirme gibi sözleşmenin kapsadığı bazı şiddet biçimlerini, kadınlara göre daha az sıklıkla ve genellikle daha az şiddetli biçimlerde yaşasa da sözleşme, bunu kabul eder ve taraflarını, erkek, çocuk ve yaşlılar dahil olmak üzere tüm aile içi şiddet mağdurlarına karşı hükümlerini uygulama konusunda teşvik eder.

Sözleşmenin aile kurumu için bir tehdit oluşturduğu söylenebilir mi?

Böyle bir durum söz konusu değildir. Zira sözleşmenin amacı, mevcut aile yaşamını, aile yapılarını yeniden düzenlemek değildir. Sözleşme, evde risk altında olan kişileri ya da bizzat aile üyeleri, eşler veya yakınlar tarafından tehdit edilen bireylerin güvenliğinin sağlanmasını öngörmektedir. Yani şiddete maruz kalan ya da kalma ihtimali olan herkes medeni hallerine veya sözleşmenin kapsadığı diğer ayrımcılık gerekçelerine dayanmaksızın koruma kapsamındadır. Şunu da eklemek gerekirse aile kurumu için asıl tehdit, şiddet ve onun türevleridir. Şiddet uygulayan ya da şiddet gören kişilerin mutlu bir aile oluşturması düşünülemez.

İstanbul Sözleşmesi eşcinselliğe özendiriyor mu? LGBTIQ+ evliliklerin önünü açacak mı?

Özellikle altını çizmek gerekirse İstanbul Sözleşmesi’nde eşcinsel evliliklere ilişkin hiçbir ibare bulunmamaktadır. Sözleşme, öncelikle kadına karşı şiddeti önlemek amaçlı olup, kişilerin eşcinsel olmasını özendirmeye yönelik bir niyet ya da ifade barındırmamaktadır. Sözleşmede bunu akla getirebilecek tek hüküm ayrımcılık ve şiddet yasağı için düzenlenmiş olan 4. Maddedir ve madde metninde  sözleşme hükümlerinin kimseye ayrımcılık yapılmaksızın uygulanmasının temin edileceği ifade edilmektedir. Yani bu sözleşme hükümlerinin uygulanırken din, dil, ırk vb. durumlara göre değişkenlik göstermemesini garanti etmektedir. Buradaki hüküm zaten Anayasamızda, TCK’da ve ilgili diğer mevzuatımızda olan bir hükümdür.

İstanbul Sözleşmesi geleneksel Türk aile yapısına aykırı mı?

Sözleşme geleneksel aile yapısını bozmayı hedeflememekte, buna ilişkin bir madde barındırmamaktadır. Ancak gelenek adı altında şiddet ve türevlerinin normalleştirilmemesi için çaba gösterilmesi gereğini vurgulamaktadır ki bir insanın başka bir insana şiddet uygulaması, yaralama, hakaret, tehdit vb. suçların da geleneksel aile yapısı içinde yeri yoktur; olmamalıdır da.

Sözleşmeden çekile Avrupa ülkeleri oldu. Biz niye yer alalım?

Mevcut hükumet tarafından İstanbul Sözleşmesi imzalanırken amaç kadına karşı şiddet ve ayrımcılığa karşı en yüksek insan hakları standardını oluşturmak idi. İnsan hakları söz konusu olduğunda da en yüksek insan hakları standardının oluşturulması amaçlanmalıdır. Dolayısı ile hedef başka ülkelerin çekilip çekilmemesine göre yerimizi belirlemek değil doğru olanın yapılması olmalıdır.

Bizim yasalarımız yeterli korumayı sağlamıyor mu?

Onca şikayete rağmen bir kere dahi tutuklanmayan, maktulleri öldürdükten sonra bile serbest bırakılan failler nedeniyle bizim yasalarımız gerekli korumayı sağlama konusunda ne yazık ki yetersiz kalmaktadır. Bu sözleşmeler uluslararası bir birliktelik olup sözleşmeye taraf tüm ülkelerde aynı şartlarda koruma sağlanmasını hedeflemektedir. Bakıldığında İstanbul Sözleşmesi, devletin insan hakları ve şiddetin önlenmesi için takip görevinin olduğunu da hüküm altına almıştır. Bu bakımdan yasalarımızın uluslararası sözleşmelerle desteklenmesi önem arz eder.

Avrupa tarafından dayatılan bir sözleşmeye neden taraf olmalıyız? Bizim Ankara Sözleşmemiz olacak, bu yeterli değil mi?

Öncelikle İstanbul Sözleşmesi yurt dışından dayatılan bir sözleşme değildir. İstanbul Sözleşmesi Türkiye’de hakkı ihlal edilen bir Türk kadınının açtığı davalar neticesinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde Türkiye’nin mahkûm edilmesi sebebi ile devletin aynı yargılamalara bir kez daha muhatap olmaması için kendi aktivist ve akademisyenlerimizce hazırlanmış bir sözleşmedir. Bu Sözleşme, Türkiye’nin ev sahipliğinde ve öncülüğünde imzalanmıştır. Dolayısı ile İstanbul Sözleşmesi zaten bizimdir. Ankara Sözleşmesi’ne gelecek olursak bu ortaya atılmış bir laftan ibaret olup içeriği hatta kimlerin buna taraf olacağı bile belli değildir. Ayrıca bugün İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmeye çalışanların gelecekte tarafı olunması planlanan Ankara Sözleşmesi’nden de bir kalemde çekilmeyeceklerinin garantisi yoktur.

Erkekler bu sözleşme yüzünden kendi evinden uzaklaştırılmıyor mu?

Uzaklaştırma kararları şiddet mağduru kadın veya çocuğun korunması için zaruridir. Dolayısı ile şiddet uygulayan kişi eğer erkekse, erkek olduğu için değil, uyguladığı şiddet sebebi ile mağdurlardan uzaklaştırılmaktadır.

İstanbul Sözleşmesi’nin etkisi nasıl oldu? Yani şiddeti azalttı mı?

İstanbul Sözleşmesi, taraf devletlerin sözleşme kapsamında kalan her türlü şiddet olayıyla ilgili istatiksel veriyi toplamasını, elde ettiği verileri analiz ederek sonuçlarını paylaşmasını gerekli görmektedir. Ancak hükumetimiz şiddet vakalarıyla ilgili verileri açıklamaktan geri durmuştur.  Kadın cinayetlerindeki artış mevcut hükumet tarafından, daha öncesinde veri tutulmadığı gerekçesiyle yalanlanmaktadır. Artış konusunda güvenilir veriler mevcut olmasa da hem söylem ve politikaların hem de kadın cinayeti davalarında sıkça verilen haksız tahrik ve iyi hal indirimleri gibi hukuk uygulamalarının erkekleri cinayet işleme konusunda cesaretlendirdiği herkesin malumudur. Yine Türkiye’nin Sözleşme’yi sözleşmenin prensiplerine, kapsam ve amaçlarına uygun şekilde uygulamadığı da bilinen bir gerçekti. Özetle mevcut hükumetin yaklaşımının, Sözleşme’nin hükümlerini hayata geçirecek bir siyasi kararlılık ve iradeden çok uzakta olduğu çekilme kararı ile bir kez daha ortaya koyulmuş oldu.

İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme mümkün müdür?

TBMM meclis kararı ile uygulamaya giren İstanbul Sözleşmesinden bugün yine TBMM’nin de meclis kararı ile çekilme mümkündür. Bu bakımdan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile çekilme kararı hukuka aykırıdır. Zira 9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine dayanarak alınan çekilme kararı zaten bu kararnamenin Anayasa’nın 104. Maddesine aykırı olması (İstanbul Sözleşmesi gibi uluslararası sözleşmelerden çekilme kararlarının sadece Cumhurbaşkanlığı’nın yürütme yetkisine giren işlerden olmamasından dolayı bu konuda kararname çıkarılmış olması Anayasaya aykırılık teşkil etmektedir.) sebebiyle tek taraflı çekilme mümkün olarak gözükse bile hukuken yok hükmündedir. Biz de bu hukuksuzluğun ve keyfiliğin düzeltilmesi için Genel Merkezce Danıştay’da açılan davaya Deva Partisi K.Maraş teşkilatı olarak müdahil olduk.

Çekilme kararının Türkiye’nin itibarı ve güvenilirliği açısından sakıncaları var mıdır?

Evet, vardır. Hukuksuz ve keyfi bir şekilde, alelacele çekilme kararı alarak sözleşmelerden çıkmak hükumete duyulan güveni azaltır, ulusal ve uluslararası platformlarda gelecekte başka uluslararası sözleşmeden çıkılıp çıkılmayacağına yönelik güvensizlik yaratır. Avrupa Konseyi nezdinde de Türkiye’nin itibar ve güvenilirliğini zedeler.

# avrupa

05 Nis 2021 - 13:42 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yerel Piyasa Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yerel Piyasa hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yerel Piyasa editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yerel Piyasa değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Yerel Piyasa, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (542) 453 4646
Reklam bilgi