Girişimcilerimiz de sabır ve ortak aklın sürdürülebilirliği yok

Mali Müşavir, Bağımsız Denetçi Ramazan Kara  Kahramanmaraş yerelinde özel sektörde yapılan girişimleri değerlendirdi. Girişimcilerin ortak akıl ekseninde hareket etmeyip yükselme aşamasında ayrılmalar yaşandığını ifade ederek, ‘Sabır yok, ortak akıl yok’ dedi.

Mali Müşavir, Bağımsız Denetçi Ramazan Kara  Kahramanmaraş yerelinde özel sektörde yapılan girişimleri değerlendirdi. Girişimcilerin ortak akıl ekseninde hareket etmeyip yükselme aşamasında ayrılmalar yaşandığını ifade ederek, ‘Sabır yok, ortak akıl yok’ dedi.

2001 yılından bu yana Kahramanmaraş’ta hem mali müşavirlik hem de bilirkişilik yapan Ramazan Kara ekonomiyi değerlendirdi.

“Bu iki yıllık periyot içerisinde bu denli doların ve ekonominin yükselmesine neden olacak Türkiye’de bir olay olmadı. Ama ticarette rakiplerini alt etmeye çalışan birisi önce fiyatları dibe vurdurmaya çalışır ki onu yok ettiği zaman ondan sonra kendisi harekete geçer. Türkiye bana göre bir atılım yaptı. Dünyada ekonomisinde bende varım diyerek Söz sahibi olmaya başladı. Bunun için dünyayı yöneten Amerika , Amerika’yı yöneten Yahudiler. Yahudilere dokunulduğu zaman bu Amerika’nın içindeki Senatör de olsa, Amerika başkanı da olsa bir şekilde alt ediliyor. Bana göre Cumhurbaşkanımızın ‘one minute’ söyleminden sonra Türkiye’nin ve Tayyip Erdoğan’ın düğmesine bastılar.

Bakıyorsunuz muhafazakar dediğimiz insanlar ekonominin anlık dalgalanmasında hemen saf değiştirerek iktidara cephe alıyorlar. örneğin ben Uludağ Üniversitesi mezunuyum- benim okuduğum dönemde ülkücüler ve solcular  vardı. Benim en son oy vereceğim parti CHP’dir. Neden biliyor musunuz? Olmayacak küfürleri, olmayacak hakaretleri hiçbir şey yapmamama rağmen bana sarfettiler ayrıca dayak bile yediğim oldu. Benim ablamı ülkücü diye  Kadıköy’de solcular saçından sürüdüler. Bir bakıyorsunuz Ülkücüyle CHP birlikte. Ne için? Tayyip Erdoğanı indirmek için … Tayyip Erdoğan ne yaptı? 2002 yılından bu güne kadar bana göre Türkiye’yi çağ atlattı. İster oy verilsin ister verilmesin.

                Ben 1993 yılında İstanbul’daydım. Tuvaletlerden su akmıyordu. Küvetlere su dolduruyorduk. İstanbul çamur deryası içerisindeydi. Cumhurbaşkanımız İstanbula belediye başkanı olduktan sonra   her şey çok farklı oldu. Bir insan yukarı çıktıkça bacağından aşağı çekerler kendileri geçilmesin diye.  Bize öğretmeseler de Dünyaya hükmetmiş Osmanlıların torunlarıyız. Biz bilmesek de Avrupalı haçlı zihniyeti bunu çok iyi biliyor. Türkiye nasıl biraz toparlanıp gelişirse Türkleri ve islam alemini birleştirirse biz  bunun önünü alamayız diye algı operasyonu oluşturup önüne taş koymaya çalışıyorlar. Bakıyorsunuz ne yaptı diye ? Ben 1999’da askere gittim. O zamanlarda eşim yeni öğretmendi. Bir öğretmen şuanda bir karpuz alamaz mı? Bir karpuz alamadığımız oldu öğretmenlerin memurların maaşı çok düşüktü.  Hayat şartları  şu günün  koşullarına göre çok aşağıdaydı. Eğer ben böyle bir ofiste işimi icra edebiliyorsam evvel Allah bu ekonominin sayesinde. Sayın Tayyip Erdoğan  döneminde neden böyle oldu? Bu dönemde Tayyip Erdoğan ihracatı artırmak için  pazarlamacı gibi yanına iş adamlarını aldı. Dünyayı dolaştı ihracat arttı. Baktığınız zaman ihracatın, gayri safi milli hasılanın katbekat arttığını görürsünüz. Bu muhakkak ekonomiye yansıyacaktır. Ve bu da görülüyor. Şöyle 2001 yılından önceki dönemi düşünün. 2001 yılında Türkiye gelişmeye başlayınca, söz sahibi olmaya başlayınca işte dur dediğimiz zaman duracaksın yürü dediğim zaman yürüyeceksin modundan benim dediğim olacak moduna geçince ayağını kaydırmaya, önüne engel çıkarmaya başladılar. Ben öyle düşünüyorum.”

ÜRETELİM Kİ REFAHA ULAŞALIM

Üretmeden tüketmek Allah’a mahsustur. Üretelim ki biz refaha ulaşalım. Mutlaka ürettiğimiz tükettiğimizden fazla olması gerekmektedir. Katma değeri yüksek ürünler üretmemiz lazım. Diğerde devletler bor madenini bizden 200 dolara alıyor. İşliyor bize 44 bin dolara satıyor. Bu bizim madenimiz. Biz bu şekilde nasıl gelişeceğiz? Diğer ülkelere bir kamyon buğday veriyoruz, bir tane iphone ancak alabiliyoruz. İşte bu iphone gibi katma değeri yüksek ürünleri bizim üretmemiz lazım ki, o zaman refah seviyemiz yükselsin.

DEVLETÇİ POLİTİKALAR KESİNLİKLE YANLIŞ

Ben 1993 yılından 2001 yılına kadar İstanbul’da ekonominin kalbi denilen taksim, Kadıköy, şişli gibi semtlerde çalıştım. O günlere göre şimdiki dönem çağ atladığımız dönem. Tayyip Erdoğan’ın zengin ettiği ailelerin yani Z kuşağı çocukları eskiyi bilmiyorlar, algı operasyonlarıyla bu kadar yapılan yatırımları perdelemeye , Tayyip olmasa da olurdu diyorlar. Bizim çektiğimiz yağ kuyruğu, akaryakıt kuyruğu, hastaların parasızlıktan hastaneden nasıl kaçırıldıklarını bilmiyorlar. Devlet bağkurluya bakmazdı bunları anlattıkça gençlere  Rüya gibi geliyor. Gençlere bakıyorsunuz zannediyorlar ki ekonomi kendiliğinden büyür. Nasıl büyüyecek? Suriye neden büyüyememiş? Kendiliğinden bir insan büyüseydi şu anda benim ekonomik şartlarımla diğer herkesin şartları bir olurdu. Bu ülke için de aynı şey geçerli. Ülke 2001 yılından bu zamana çağ atlamasaydı biz bu halde olamazdık.

Devletçi politikalar kesinlikle yanlış. Neden? Çünkü bir özel sektörün çalışma verimliliği devlete göre kat be kat fazla. Bana göre devlet yatırıma teşvik veriyor. İmalata makine sektörüne teşvik veriyor. Çok iyi yapıyor. Bir fabrikayı alıp birine teslim etse ondan alacağı vergi kendinin üretmesinden daha verimli olur.  Çünkü atıl kalıyor. Gördük bu zamana kadar.

Özel sektör…

Özel sektör katma değeri yüksek yerli üretim yapıp  kazandığı müddetçe ayakta durabilir. Mesela K.Maraş’ta CarrefourSa vardı, kapandı. Demek ki çalıştıramadı. K.Maraş halkı Yerli esnafa daha çok destek veriyor. Demek ki Sabancı da olsa iş yapamazsa kapatıyor. Ama devlet bunu yaptığı zaman kıyamet kopuyor.

EN ÇOK YATIRIM TEŞVİĞİ ALIP DA BUNU YATIRIMA DÖNÜŞTÜREN ŞEHİRLERDEN BİRİ KAHRAMANMARAŞ

Şu anda esnaf  zor durumda. Sabretmemiz gerekiyor.her gecenin bir sabahı vardır Bu dünyada olan bir hadise. Şu anda internet üzerinden E-Ticarete insanların yöneldiğini söyleyebilirim. Yatırım teşviği alıp da bunu üretimi dönüştüren şehirlerden biri K.Maraş.

Markalaşmada bir sorunumuz var. Az olsun benim olsun. İnsanın durumu biraz iyileşiyor, para kazanmaya başlıyor. Sonra zannediyor ki ben bunu tek başıma da yapabilirim. Ama yapamıyor. Böyle çok esnaf gördüm. Bir anda parlıyorlar hemen ayrılmaya kalkıyorlar. Sabır yok. Ortak akıl yok yani. Sonra bir bakıyorsunuz ki geriye gidiyor. Ortaklıklarda bazı sıkıntılar çıkabilir. Getirisine  götürüsüne iyi bakılması gerekiyor. Burada bir zaafımız var. Bana göre Türkiye’de de bu zaaf var. Adam Güney Kore’de tamircileri toplayıp ortak yapıp  Hundai’yi üretiyor. Biz de böyle bir şey yapıp markalaşsak çok farklı olur. Marka değeri yüksek ürünler üretebilirsek dünyaya açılabiliriz.

KURUMSALLAŞMAK ÇOK ÖNEMLİ

Motive etme açısından düşünelim. Pozitif bir etki yaratabilir. Oradaki işletme sahibinin profesyonel olsa da işçi gibi fabrikaya girip çalışması pozitif etki yaratabilir. Tabi ki kurumsallaşmak çok önemli. Kurumsallaşsa, yurt dışına açılsa çok daha farklı olacak. Ben ondan bahsetmiyorum. İşçileri motive etme açısından söylüyorum. Tabi ki yine işletme müdürü olsun, personel müdürü olsun, muhasebe müdürü olsun hatta bir de tercüman olsun. kobiler biraz çekingen geliyor, sayın Tayyip Erdoğanın yaptığı gibi Odalar yurt dışı bağlantılar kurarak esnafla buluştursun,  Ki yurt dışına açılabilelim. En önemlisi ihracat yapıp para kazanmak. Türkiye’yi bir aile gibi düşünürsen en önemli şeyimiz ihracat yapmak. İhracatımız artacak ki yurt dışına satacağız. Oradan dolar alacağız. Bir aracı bir telefonu TL ile değil dolar ile aldığımıza göre doları da nasıl alacağımız belli ya İhracatla. Ya turizm geliri ya ihracatla dolar girdisi olacak. İhracatı artırmamız gerekiyor.

DERNEKLERİN GÜVEN VERMESİ GEREKİYOR

Bunu bir bayrak gibi düşünelim. Bir gün öncemizden bir gün sonramız daha iyi değilse biz iyi değiliz demektir. Daha ileriye gitmemiz lazım. Nasıl 10 yıl önce Türkiye nüfusu 70’ten 75, 80, 85’e doğru gidiyorsa meslek odalarımızın da her geçen gün yeni pazarlar bulabilmek için yol göstermesi gerekiyor.

İşverenlerin önünü açması gerekiyor. Oda bilgilendirme cesaret verip   destek olması gerekiyor. Orta ölçekli işletmeler  yurt dışına açılırken biraz tedirgin oluyor. Buna odaların eksik olan konularda ön ayak olup, cesaret ve Güven vermesi gerekiyor. İhracat konusunda odalar bilgilendirici,  yol gösterici olursa çok farklı olacağını düşünüyorum.

Orta ve küçük işletmeleri birleştirip ihracata yönlendirebilmemiz için onları motive edecek onları aydınlatacak, birleştirecek bir mekanizmanın oluşması gerekiyor. Ortak aklın ne kadar faydalı  olduğunu bu işletmelere empoze edebilirsek çok daha iyi olacağını düşünüyorum.

  KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ İŞLETMELER BİRLEŞEREK ORTAK VE MARKA DEGERİ OLABİLECEK   ÜRETİM YAPIP KATMA DEĞERİ YÜKSEK EKONOMİ OLUŞTURMAMIZ GEREKİYOR

Bu zihniyetin değişmesi lazım. Yatırıma dönüştürülmesi açısından teşvik edici unsurların oluşturulması gerekiyor. Bir bağ evine bir fabrika parası harcıyor yeri geliyor. Az olsun benim olsun değil. Dünyada para konuşuyor. Söz sahibi para. Güç sermayenin elinde. O yüzden az olsun benim olsun değil nasıl Yahudiler dünyaya parayla  hükmediyorsa biz de Müslümanlar olarak en azından birleşip kendimizi nasıl daha ileriye götürebiliriz hesaplarını yapmamız gerekiyor.

05 Nis 2021 - 13:52 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yerel Piyasa Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yerel Piyasa hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yerel Piyasa editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yerel Piyasa değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Yerel Piyasa, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (542) 453 4646
Reklam bilgi