Borç batağından ülkemizi uzak tutmalıyız

Kipaş Yönetim Kurulu Üyesi Ekonomist Yazar Hikmet Gümüşer Kahramanmaraş ve Türkiye ekonomisi üzerine Diriliş Haber mikrofonlarına değerlendirmelerde bulundu. Sevindiren büyüme rakamlarının arkasında ki dev borç yığınına dikkat çeken Gümüşer, ‘sağlıklı bir büyüme için borçlanmadan uzak durmalıyız’ dedi.

Kipaş Yönetim Kurulu Üyesi Ekonomist Yazar Hikmet Gümüşer Kahramanmaraş ve Türkiye ekonomisi üzerine Diriliş Haber mikrofonlarına değerlendirmelerde bulundu. Sevindiren büyüme rakamlarının arkasında ki dev borç yığınına dikkat çeken Gümüşer, ‘sağlıklı bir büyüme için borçlanmadan uzak durmalıyız’ dedi.

Diriliş Haber Gazetesi Youtube Kanalına konuk olan Kipaş Yönetim Kurulu Üyesi Ekonomist Yazar Hikmet Gümüşer Şehrin Gündemi programında Ali Erkan Kiraz’a konuk oldu.  Pandemi şartlarının Türkiye ve Dünya ekonomisi üzerine değerlendirmelerde bulunan Gümüşer şu tespitleri yaptı;

“Türkiye ekonomisi geçtiğimiz ilk 3 aya göre yüzde 7.1, bir önceki çeyreğe -yani 2020 Ekim-Kasım Aralık ayına göre de yüzde 1.7 oranında büyüme sağladı. Baktığımız zaman dünya ülkeleri yavaş yavaş büyüme göstermeye başlıyor. 2020 de hepsinin ekonomisi daralmıştı. Türkiye de o dönem çok az bir büyüme kaydedebilmişti. Bu çeyrekte yüzde 7 gibi bir rakam oldukça iyi.

Fakat büyümeye bakarken onun kompozisyonlarını analiz etmek gerekiyor. Rakamlar hesaplanırken iç talep-kamu tüketimi-stoklar-yatırımlar ve net dış talep toplamıyla ölçüyoruz. Bu çeyrekte en büyük katkının iç tüketim ve yatırımlardan geldiğini görüyoruz. İç tüketim Türkiye’nin kaderidir. Çok canlı bir genç nüfus olduğu için tüketim her zaman memnuniyet verici seviyelerde olacaktır. Bu anlamda ülkenin kendi ürettiği özellikle beyaz eşya ve teknolojik ürünler içerde tüketilebiliyor. Burada bir hasıla oluşuyor. Bizi en çok mutlu eden yatırımlar tarafından sağlanan büyüme talebiydi. Buradan 2.7 puan yatırım kaynaklı büyüme var. bu rakam toplam büyümenin yüzde 40’ını oluşturuyor. Burada da 2020 yılında sağlanan ucuz kredi desteğinin etkisi var. Çünkü yatırımlar doğrudan fonlama ile ilgili bir alan. Eğer yatırımcı uygun fona kavuşabilirse yatırım yapabilir. İnşallah bu yatırımlar istihdam doğurur. Ülkemizde genç işsizlik çok büyük bir problem.

Bir diğer pozitif etkense net dış talebin 7 çeyrekten sonra nihayet artıya dönmüş olması. Ülkemiz geçen yılki 3 aya göre daha fazla ihracat yaptı, daha az ithalat yaptı. Bunlar işin sevindirici yanı. Üzücü yanı ise iç tüketimin borçla gerçekleşiyor olması. Daha kötüsü Türkiye de enflasyonun yüzde 17’ye dayanması, büyümenin ise yalnızca yüzde 7 olması dolayısıyla bu rakamların hissedilememesine neden oluyor. 2020 yılının Mart ayı ile 2021 yılının Mart ayı arasında borçlanma yüzde 37’lik artış var. vatandaşlarımız yoğun bir şekilde borçlanmış. Bu borçlarında ihtiyaç kredisi ve kredi kartı olduğunu görüyoruz. Bir diğer nokta ihracat arttı ama üretim sonucu mu arttı yoksa stoktaki ürünlerin mi ihracatı yapıldı? Stoktaki ürünler ile ihracatın arttığını görüyoruz.

İthalatı hala kısamıyoruz. İhracatımızdan daha fazla ithalatımız var. ithalatın en azından yükseliş hızı düşüyor. Bu da biraz altın ithalatında ki gerilemeye bağlı. Bu nokta da ülkemiz yerli hammadde kullanmaya başlamalı ithal hammaddeye ara verilmeli. Bu konu da eksiklerimiz var.

Bir diğer konu yatırımlarımız yüksek teknoloji ürünlerine yapılan yatırımlar mı yoksa kapasite artışını içeren yatırımlar mı? Eğer artan kapasite artışı ise artan hammadde maliyetleri nedeniyle bu yatırımlar çalıştırılamayabilir. Bu da atıl kapasite sorununa yol açabilir. Dolayısıyla büyümeyi iyi analiz etmemiz lazım. İsterdik ki borçla büyümeyelim. Kişiler gerçek gelirleriyle büyüsünler ve bu büyüme hanelere kadar sirayet etsin ama maalesef ülkemizde ihracat yapabilen krediye erişimi olan kitle daha çok refah sahibi oluyor. O imkanlara sahip olamayanların ise refah seviyesi düşüyor. Gelir dağılımında bir bozulma ile karşı karşıya kalıyoruz.”

BU BÜYÜMEYİ DÜNYA GENELİ İLE KIYASLARSAK NASIL BİR TABLO ELDE ETTİK?

“Dünya genelinde Amerika yine ilk çeyrekte büyüme sağladı. Avrupa bölgesi de büyüme sağladı. Dünya genelinde ise yüzde 6 oranında büyüme bekleniyor. Türkiyenin büyüme ortalaması ilk 5 te. Oldukça iyi bir seviyedeyiz. Elbette yarıştığımız ülkelerin ciroları bizden çok daha yüksek olduğu için büyüme hızı aynı olmuyor.”

BUGÜNÜN FAİZ ORANLARI VE DÖVİZ KURU ETKİSİYLE YENİ YATIRIMLAR YAPILMALI MI YOKSA MEVCUT İŞYERLERİ Mİ BÜYÜTÜLMELİ?

Türkiye de faizler çok yüksek. Merkez bankası yüzde 19 oranında faiz uyguluyor. Bu durum kimsenin işine gelmiyor. Sanayici ve iş adamları da durumdan muzdarip. Çünkü özel bankaların faizleri yüzde 20’nin üzerinde. Durum bu seviyelerdeyken bir firmanın yatırım yapması oldukça zor. Aynı zamanda ülkemizde ciddi anlamda döviz kırıklığı var. Dolayısıyla dövizli krediye ulaşmakta çok zor. Şuan ki konjektürde yatırımların çok hızlı yükselmesini beklemiyorum. Fakat ülkemiz pandemiden kurtulma amaçlı Avrupa da aşılamanın artmasıyla birlikte ihraç pazarında ki yaşanan olumlu gelişmeleri değerlendirmek adına şuan da yatırımlara devam ediyor. Bunu Kahramanmaraş’ta da görüyoruz. Teşvik belgesi talebi geçen yıla kıyasla oldukça fazla. Aynı durum yurt genelinde de bu şekilde. Şuan da bir yatırım rüzgarı var fakat bu yatırımlar öz kaynakla mı yoksa kredi ile mi yapılıyor bunu tespit edebilmek çok zor.

PANDEMİ DE TEKSTİL SEKTÖRÜ NASILDI?

Geçen sene Mart ile Haziran Ayı arasında tekstil sektörü hem Türkiye de hem Kahramanmaraş’ta çuvalladı. Kapasite kullanım oranları yüzde 30’a kadar düşen hatta hiç çalışamayan fabrikalar vardı. Bu durumda tüm firmalar etkilendi. Tekstil o dönem büyük bir yara aldı. Çünkü ihraç pazarlarda ki siparişler durdu. Tam kapanmanın etkisiyle insanlar alışveriş yapmadılar. Dolayısıyla büyük bir sorunla karşılaştık. Şuan o dönemlerin acısını sarıyoruz. Avrupa da düzelme başladı. Ev tekstil, rahat giyim özelinde denim kumaş popüler oldu. İplik sektörü oldukça iyi. Bununda sebebi pandeminin neden olduğu Navlun krizi ile karşı karşıyayız. Ucuz olduğu içinden çinden alınan iplik artık alınamaz oldu. Geçen yıl 1 konteyner iplik 1.500 dolardan getirilebilirken bu sene 12 bin dolar ödemek zorundasınız. Bu noktada navlun fiyatları daha uygun ülkeler ön plana çıkmaya başladı. Türkiye tam bu nokta da devreye girdi. Avrupaya yakınız. Üretim kalitemiz son derece gelişmiş. Bugün Kahramanmaraş’ta ki bir sanayici yüklediği bir tır dolusu ipliği Avrupaya yalnızca 6 günde gönderebiliyor. Çinden alsa 35-40 gün sürecek ve çok büyük rakamlarda navlun bedeli ödeyecek. Bu sebeple ülkemize yoğun bir talep kayması oldu. Bu talebin devam edeceğini düşünüyorum. Çünkü pandemi bize şunu gösterdi; tedarik zincirinde beklenmeyen aksilikler yaşandığı zaman firmalar olduğu gibi kalıyor. Markalar çok koleksiyon ama az parça yöntemine gitmeye başlıyorlar. Avrupalı markalar alım sayısını azaltıp koleksiyon sayısını arttırdılar. Bu da tabi ki hızlı tedarikle mümkün. Türkiye iplik ve kumaş üretiminde oldukça ileri. Dolayısıyla değişen tedarik zincirinin avantajını topladığımız günleri yaşıyoruz. O avantajında devam edeceğini düşünüyoruz.

KAHRAMANMARAŞ SANAYİSİNİN ŞEHİR VE ÜLKE EKONOMİSİNE KATKISI NEDIR?

Bence sanayici bu ülkenin en iyi politikacısıdır. Genç yaşta çalışması gereken bir erkeğin evde oturması çok büyük bir sosyal problem. Burada ki sanayiciler o gence iş sahası açarak çalışma ortamı sunuyor. Para kazanmasını sağlıyor. Bir arkadaşlık kurmalarını sağlıyor. Evlerine mutlu bir şekilde gitmelerini sağlıyor. Evlerine ekmek götürmelerini sağlıyor. Mahallede ki bakkaldan alışveriş yapabilmelerini sağlıyor. Toplumu zincirleme olarak etkiliyor. Bugün Kahramanmaraş’ta 155 bin kişiye istihdam sağlanıyor. Bu çok ciddi bir rakam. Aynı zamanda istihdamını sürekli arttıran bir şehirden bahsediyoruz. Dolayısıyla ben sanayicinin el üstünde tutulması gerektiğini savunuyorum.

Sanayici aslında çok önemli bir görev yapıyor. Bir şehrin nüfusuna sahip çıkıyor. Onları eğitiyor ve iş sahibi yapıyor. Aynı zamanda ihracat yaparak ülke ekonomisine değer sağlıyor. He ülke ihracat ile büyümek ister. Elinizde ki maddi kaynağı işleyerek yurtdışına satmak ve değer kazandırmak hele de turizmin bu denli yara aldığı bir dönemde çok büyük bir başarı.

“BORÇLANMADAN UZAK BIR BÜYÜME PEŞINDE OLMALIYIZ”

Eklemek Istedikleriniz…

Borçlanma ile ilgili çok dikkatli olmamız gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bizim hiç bu kadar borcumuz olmamıştı. Üreticinin toplam borcu 3 trilyon lira. Normal vatandaşın toplam borcu ise 900 milyon lira. Geçen yıla kıyasla 2.3 milyon kişi daha kredi aldı. Bunlar kredi kartı, kredili mevzuat hesabı veya bireysel kredi şeklinde.. şuanda 900 milyon lira bireylerin borcu. 3 trilyon lira sanayicinin borcu. Yaklaşık 3.9 trilyon lira yapar ki bu rakam 450 milyar dolara tekamül eder. Bu rakamda milli gerlirimizin 750 milyar dolar olduğunu düşünürsek yüzde 60’ına denk geliyor. Şuan da bizden fazla yüzde 62 ile Arjantin var. dünya da borcunun milli gelirine oranı en yüksek 2. Ülke durumundayız. Bu kadar borcun ödenmeme ihtimali, istihdam krizi, batık şirketler riskine neden olur. Biz borçlanmadan uzak bir büyüme peşinde olmalıyız.

14 Haz 2021 - 09:37 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yerel Piyasa Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yerel Piyasa hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yerel Piyasa editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yerel Piyasa değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Yerel Piyasa, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (542) 453 4646
Reklam bilgi