HUZURSUZLUK SANDIĞA YANSIYACAK..GERÇEKÇİ ÇÖZÜMLER ÜRETİLMELİ

BBP Genel Başkan Yardımcısı Mahmut Yardımcıoğlu ile gündemi konuştuk. Liranın değer kaybetmesi, BBP’nin mevcut durumu, gelir adaletsizliği ve ideal asgari ücret üzerine değerlendirmelerde bulunan Yardımcıoğlu, “Maaşlı çalışanlar için enflasyon can yakacak. Bu huzursuzlukta sandığa yansıyacak. Bunun önüne geçilmesi gerekiyor. TÜİK’in makyajlı rakamları ile insanlara zam yapmak çözüm değildir” dedi.

BBP Genel Başkan Yardımcısı Mahmut Yardımcıoğlu ile gündemi konuştuk. Liranın değer kaybetmesi, BBP’nin mevcut durumu, gelir adaletsizliği ve ideal asgari ücret üzerine değerlendirmelerde bulunan Yardımcıoğlu, “Maaşlı çalışanlar için enflasyon can yakacak. Bu huzursuzlukta sandığa yansıyacak. Bunun önüne geçilmesi gerekiyor. TÜİK’in makyajlı rakamları ile insanlara zam yapmak çözüm değildir” dedi.

Liranın değer kaybını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bir ülkenin parasının değer kazanabilmesi, o paranın dünyada kabul görmesi ile ilgili bir şey. Bir paranın dünyada kabul görebilmesi için o paranın, o parayı basan devletin üreten bir devlet, üreten bir millet, üreten bir sanayi olması lazım. Üreten ülkelerin parası değer kazanır. O paranın basan, o paranın sahibi olan, devletin dış ticaret fazlası veren bir devlet olması, cari açık vermeyen bir devlet olması, borçla ilgili sıkıntısı olmayan bir devlet olması esastır. Dolayısıyla bizim böyle sıkıntılarımız dün de vardı, bugün de var. Bu gidişle baktığımızda yarınlarda olacak. Dolayısıyla bizim paramız bazı paralar karşısında Euro gibi, Japonya gibi, İsviçre frangı gibi, Amerikan doları gibi, pound gibi paraların karşısında evet değerini kaybedecek. Neden? Biz içeride üreten bir ülke ekonomisi olmaya başladığımız gün bizim değer kaybımız durur. Biz üreten bir ekonomi değiliz maalesef ki ya da yeterince üretebilen bir ülke değiliz. Doğru şeyler üretebilen bir ülke değiliz maalesef ki. Dolayısıyla dünyada da bir kriz var. Dünyadaki bu krizin de etkisi var.

Bir ülkenin parasının değer kazanabilmesi, bu ülkenin ordusunun kuvvetli olmasından, devletin kuvvetli olmasından, ekonomisinin kuvvetli olmasından geçer. Ekonomin kuvvetli değilse, üreten bir ülke değilse, cari açık veriyorsa, dış ticaret açığı veriyorsa, bütçe açık veriyorsa dışarıdan habire faizle borçlanıyor.

Bizim ülkemiz üretmiyor mu? Üretiyor ama demek ki gerçek anlamda paraya değer katacak olan şeyleri ürettiğini söyleyemiyoruz ki bugün paramız değer kaybediyor. Elbette dünyanın içerisinde bulunduğu bir enerji krizi var. Dünyanın içerisinde bulunduğu bir pandemi krizi var. Dünyanın içerisinde bulunduğu yeni paradigma doğrultusunda birtakım girişimler ve değişimler söz konusu. Elbette ki bu durumu doğru okuyabilmek lazım. İyi yönetilemeyen birtakım krizler de söz konusu… Hepsi bir araya gelince ne oluyor? Paramız değer kaybediyor. Örneğin bundan takriben bir ay kadar önce 100 baz puan faizin indirilmesi bir hataydı, inatla yaptılar, yanlış yaptılar. Şimdi bugünlerde Para Politikası Kurulu Para PPK dediğimiz yapı toplanıyor ve piyasada bakıyorum tekrardan faiz indirimi gibi bir durum söz konusu. Bunu yapmayın. Bunu yapmaları doğru değildir. Bu yapıldığı an dolar 10 liranın üzerine çıkacaktır. Euro 11 liranın 12 liranın üzerine çıkacaktır. Dolayısıyla içeride alınan birtakım kararların da yansıması.

Tüm dünyada bir yansıması söz konusu. Fakat bizim ekonomik göstergelerimizin sağlıklı olmamasından dolayı bize bunun etkisi çok daha yüksek oluyor. Türkiye Cumhuriyeti devleti olaraktan ve bu devletin şemsiyesi altında yaşayan insan topluluğu olarak vatandaş olarak millet olaraktan biz biraz daha ağır hissediyoruz. Ben esasında atlar tepiyor, filler dövüşüyor alttakiler zarar görüyor diye düşünüyorum. Örneğin Amerika'nın Çin'i terbiye etmeye yönelik birtakım hamlelerinin olduğunu düşünüyorum. Ben bunun arkasında enerjiyle ilgili Çin'in kapanmasını sağlamak, geriye gitmesini sağlamak var. İşte Pekin'den başlayıp Londra'da devam eden bir İpek Yolu projesi. Dünyanın yeni paradigması ve Amerika bunu çok iyi okuyor. Dünkü öncelikleri bugün artık yeni öncelikleri değil artık. Yeni yeni öncelikler belirlemişler. Arka planda bunların olduğunu düşünüyorum.

Elbette ki biz de zarar görüyoruz ve görmeye devam edeceğiz. Çünkü biz enerji ithali ile malul olan bir ülkeyiz. Enerjimizi kendimiz üreten yakıtlar kaynaklı, petrol kaynaklı birtakım sıkıntılar yaşıyoruz. Bizim bütçe açığımızı da dışarıdan aldıklarımıza baktığımızda aslan payı kahir ekseriyeti enerji, petrol, yakıt gibi şeyler için, emtialar için biz bunları harcıyoruz. Dolayısıyla bizim için bu zarar yarınlarda daha fazla olacak. Bu depresyon yarınlarda kendisini çok daha farklı miktarda hissettirecek, ağır miktarda hissettirecek.

Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşayan insanların siyasi tercihlerinde son zamanlarda bir değişiklik görüyor musunuz?

Bundan kısa bir zaman öncesine kadar sanayici olan insanların keyifleri gayet yerindeydi. 3 5 ay öncesinden bahsediyorum. İyi paralar kazanıyorlardı tam kapasiteyle çalışıyorlardı. Şimdi bakıyorum sanayici konumundaki insanlar da rahatsızlıklarını beyan ediyorlar. Evet, şimdi 20 yıllık Adalet Kalkınma Partisi'nin iktidar dönemine baktığımızda ilk on yılı harikulade idi, ilk on yılla kıyasladığımızda bugün ülkenin iyi yönetilmediğini maalesef ki görüyoruz. İnsanlar da görüyorlar. Esnaf rahatsız, öğrenci rahatsız. Bu ülkede yaşayan insanlar dertlerini habire anlatıyorlar. Fakat bizim bu eleştirileri yapmamız da şöyle anlaşılmasın, ‘Biz ittifakın bir parçasıyız’. Biz Doğu Akdeniz'de bulunmaktan mutluyuz. Biz mavi vatanın sınırlarının çizilmiş olmasından dolayı ve bu sınırların müdafaa ediliyor olmasından dolayı mutluyuz. Libya'da bulunmaktan dolayı mutluyuz. Suriye'de bizim olan topraklarda hakkımızı müdafaa etmekten dolayı mutluyuz. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde Türkiye Cumhuriyeti devletinin varlığını sonuna kadar hissetmesinden de Yunanistan'a karşı hissettirmesinden de mutluyuz. Ermenistan'a hissettirmesinden biz mutluyuz. Birileri var ki bundan mutsuz, bundan mutsuz oldukları için açık ve delikanlı bir şekilde biz bunlardan rahatsızız.

Türkiye'nin yaptığı bu hamleler bunları rahatsız ediyor. Ülkenin içerisinde ve dışarısında bahsediyorum. Diyorlar ki ‘ekonomi bozuk’. Hayır arkadaş. Bu hamlelerin yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Bu hamleleri yerinde buluyoruz. Hatta eksik buluyoruz. En sert şekilde, en olması gereken şekilde de bu hamlelerin devam ettirilmesini düşünüyoruz. Ama birileri bunları ‘biz bunlardan rahatsızız’ diye ifade edemedikleri için ekonomi temelli olaraktan yapılan hataları da aşırı köpürten elekten karşımıza çıkartıyor ve insanlarda bir mutsuzluk duygusu yaratmaya çalışıyorlar. Biz bunu da görüyoruz ama biz yine de bu ülkenin son 10 yılda tıpkı önceki on yılda olduğu gibi daha iyi yönetilmesi gerektiğini ve yönetebileceğini düşünüyoruz. Bu zaafları da bu yapılan güzel hamlelerin yanında bu yanlışları da görmezden gelmeyi doğru bulmuyoruz.

Siyasi tercihlerde değişiklik olur mu insanlarda?

Sandık çok farklı bir şey. Sokakta insanlar tepkilerini ortaya koyarlar. Fakat sandıkta iradelerini ortaya koyarken işler değişir. Elbette eski güçlü oy oranları beklemiyorum. AK Parti içinde MHP içinde sonuç eskisi gibi olmayacak. BBP Partisi için yüksek bir oy oranı bekliyorum.

Bizden İYİ Parti'ye gidenler, baktılar ki o parçalı yapı o karpuz gibi dışı yeşil içi kırmızı yapı onları rahatsız etti. Rahatsız ettikten sonra kafalarını kaldırdıklarında da bazen bunu açık bir şekilde sarih bir şekilde net bir şekilde ifade edemeseler de sandığın Arkasına gittiklerinde evet bunu daha farklı bir şekilde bizim lehimize değerlendireceklerini görüyoruz duyuyoruz ve hissediyoruz. Tabi yoklamalar da bu şekilde çıkıyor. Elbette ki bu ekonominin kötü gidişatı sandığı Adalet Kalkınma Partisi için MHP için sıkıntılı yansıyacaktır.

BÜYÜK BİRLİK PARTİSİ ÜLKEYİ YÖNETMEYE HAZIR MI?

Mecliste 600 tane milletvekili var. Bugün bakıyorum parlamento olsa ne olur olmasa ne olur! Nihayetinde parlamentonun almış olduğu kararları çıkartmış olduğu kanunları, Cumhurbaşkanımızın veto etme, iptal etme yetkisi var mı var. Meclis'in kendisini iptal etme yetkisi var mı? Bu da var. Peki Cumhurbaşkanı'nın almış olduğu kararları yani Kararnamelerden bahsediyorum. Hemen kesin iptal etme yetkisi var mı? Yok. Dolayısıyla bugün parlamento etkisiz hale gelmiş, Başkanlık sisteminde terbiye edilmesi gereken şeylerden bir tanesi parlamentonun çarpma da bir toplama da sıfır haline gelmiş olmasıdır. Bu sistemi terbiye edilmeli diyoruz ya evet birtakım düzeltilmesi gereken revize edilmesi gereken gözden geçirilmesi gereken yerleri var diyoruz ya, işte bunlardan bir tanesi bu.

Büyük Birlik Partisi ya da Adalet ve Kalkınma Partisi'nin ya da Milliyetçi Hareket Partisi ya da Millet ittifakının içerisindeki PKK'nın partisinin dışındaki bir yapılanmanın ülkeyi yönetmesi diye bir şeylerin artık söz edemeyiz. Neden söz edemeyiz?

“KABİNE'DE BİZE YER VERİLECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ”

Kabine Büyük Birlik Partisi'nden Adalet Kalkınma Partisi'nden Milliyetçi Hareket Partisi'nden ya da diğer partilerden seçiliyor. Cumhurbaşkanının inisiyatifi doğrultusunda. Bu parlamentonun içerisinde olabileceği gibi dışından olabiliyor. Büyük Birlik Partisi'nin ya da az önce söylediğim gibi değişik seçenekler deki partilerin bugün artık ülkeyi yönetebilmesi diye bir durum söz konusu değil. Ülkeyi kim yönetiyor? Yürütme yani Bakanlar Kurulu ve Bakanlar Kurulu başında Cumhurbaşkanı… Şimdi dolayısıyla biz Büyük Birlik Partisi olarak yarın kabinede yer alacağımızı düşünüyoruz. Kabinede bize yer verileceğini düşünüyoruz. Büyük Birlik Partisi dediğimiz yapının da diğer farklı partilerde ki yapılanda tamamen A'dan Z'ye bütün kabineyi oluşturabilmeleri gibi bir durum artık söz konusu değil. Ancak ne olabilir? Biz bazı konularda hükümete destek verebiliriz. Nedir? İçişleri Bakanlığı olabilir. Benim branşım itibariyle söylüyorum. Hazine ve Maliye Bakanlığı olabilir, Milli Eğitim Bakanlığı olabilir.

3 tüm bakanlık nezdinde Büyük Birlik Partisi'nin aktif rol alabilmesi söz konusu mudur? Evet söz konusudur. Büyük Birlik Partisi bunları başarabilir mi? Evet başarabilir. Milletin menfaati lehine devleti lehine bu ülkede yaşayan insanların selameti açısından iyi hamleler yapabilir mi? Evet yapabilir. Bunun dışında örnek veriyorum. Milliyetçi Hareket Partisi başka bir bakan da yürütebilir mi? Ya da Milliyetçi Hareket Partili bir arkadaşımız kabine de bunun dışındaki ya da bunlardan herhangi bir bakan da yürütebilir mi? Elbette ki yürütebilir.

Hatta partili olmayan dışarıdan bir kişi başkanlık sisteminde ve kabine de hiç AK Parti üyesi olmayan AK Partiye ilişkin bağı olmayan insanlar bir şekilde cumhurbaşkanına bağlı olduğundan dolayı kabinede görev almıyorlar mı? Alabiliyorlar. Dolayısıyla bu anlattıklarım da neyi anlamalıyız? Şunu anlamalıyız; Büyük Birlik Partisi ya da Büyük Birlik Partili birtakım arkadaşlarımız, bizler Genel Başkanımız başta olmak üzere Büyük Birlik Partisi Başkanlık Divanı ve Merkez Karar Yürütme Kurulu da yalan birtakım arkadaşlarımız yarınlar da kabinede bir göreve getirilebilir mi? Elbette ki getirilebilir. Peki getirildiği görevi itibariyle mevcut yapan arkadaşlardan daha iyi yapabilir mi? Asla daha aşağı yapmaz. Fazlası olur, eksiği olmaz.

Bir makro, bir mikro ekonomiden bahsediliyor. Makro bir de ihracatımız artıyor. Ülke büyüyor deniliyor ama gelirin tabana yayılmasında bu ülkede sorun var mı bu aşılmalı mı?

Eğer sorunlar evet bu ülkede sorun var. Gini Katsayısı diye bir şey söz konusu. Gini Katsayısı ülkedeki gelirin insanlara adil olarak dağılıp dağılmadığını ölçer. Akademik çalışmalara son zamanlarda baktığımda ülkedeki Gini Katsayısı oranının artmış olduğunu görüyoruz. Artmış olması ne demek? Ülkedeki gelir dağılımı adaletsizliğinin gittikçe attığını görüyoruz. Hâlbuki bir ülkede gelir dağılımı ne kadar adilse o kadar mutlu olurlar.

İhracatın arttığını söyleyen bakana ithalatın durumunu sormak lazım. Bunlar söylenmeyince olaya tek taraflı bakılıyor. Peki bu millet aptal mı? Hayır değil. Herkes görüyor cari açığın arttığını.

“İHRACATIN ARTMASI DEMEK İTHALATIMIZIN ÇOK DAHA FAZLA ARTMASI DEMEKTİR”

Bir ülkenin fakiri olur. Zengini de olur. Olması gerekir. Fakat asıl olan orta tabakadır. Ülkemizde gayri safi milli hasılanın mümkün olduğunca orta takasını genişletmek için kullanılmasıdır. Kişi başına düşen milli gelirin hemen herkese yakın rakamlarda paylaştırılması esastır. Kişi başına düşen milli gelir yüksek fakat dağılımda uçurumlar varsa sosyal sorunlar ortaya çıkar.

Tayyip Erdoğan’ı devirmek amaçlı yapılan muhalefeti doğru bulmuyorum. O da bir beşerdir fanidir. Bu düşmanlığın üzerinde giderek birtakım söylemler ve politikalar geliştirilmesini doğru bulmuyorum. Millet ittifakını oluşturan partilerin hangisinin lideri ülkeyi yönetecek çap ve yeteneğe sahip? Sayın Kılıçdaroğlu mu sayın Akşener mi sayın Karamollaoğlu mu yönetecek? Ben hiçbirinin bu yeteneğe ve çapa sahip olduğuna inanmıyorum.

“BUGÜNÜN GENÇLERİNİN AKLIYLA DALGA GEÇENLER YARIN SANDIKTA GÖRECEKLER”

Gençliğe verilen vaatleri gerçekçi buluyor musunuz?

Ben bu vaatleri Süleyman Demirel’in geçmişte herkes ne veriyorsa ben bir fazlasını veriyorum demesine benzetiyorum. Her eve iki anahtar diyordu. Kimin malını kime veriyorsun. O dönem insanlar bu vaatlere ilgi göstermişti fakat artık çok da ikna edici değil. İnsanların bu vaatlere alaka duyacağını düşünmüyorum. Gençler gayet akıllı. Bugünün gençlerinin aklıyla dalga geçenler yarın sandıkta görecekler.

Biz bedava internet bedava cep telefonu tarzı şeylerden söz etmiyoruz. Ülkenin tamamında yüksek hızlı internet çok önemlidir. Deseler ki ‘bedeli karşılığı herkese yüksek hızlı 5G internet sunacağız’ tarzında yaklaşımları doğru buluyoruz. Seçmene bedava bir şeyler sunmak sırtında ki kamburu daha da arttırmaktan başka işe yaramaz.

Liderler bu milletin sırtına yeni kamburlar ekleyecek vaatlerde bulunmamalı. Bizim ‘milletin derdini sıkıntısını çözecek yolları nasıl buluruz’ derdinde olmalıyız. Popülist söylemler bu millete dost olmaz.

İNŞAAT SEKTÖRÜNÜN KRİZDEN ETKİLENMESİ

Biz bu konuya makro ölçekte bakmayı doğru buluyoruz. Ülkede sadece inşaat sektöründe artış söz konusu değil. Enerjide yaşanan maliyet artışı zincir etkisi ile tüm sektörleri etkiliyor. İnşaat sektörü 200-300 kalem iş kolunu doğrudan ve dolaylı olarak etkilediğini söylüyorlar. Esasında kalkınmanın betona bağlanarak yapılmasını doğru bulmuyoruz.

Elbette bugün 1000 liraya oturduğun eve yarın 2000 liraya oturamayacaksın.1 milyona aldığın evi yarın 2 milyona alamayacaksın. Maliyet artışının bir sebebi olarak bu artışlara maruz kalıyoruz. Bu durum bizde biraz daha sert etki yapıyor. Sadece inşaatta değil tekstilde de demir çelikte de bu iş böyle. Yarınlara baktığımız da bu maliyet artışları fiyat artışlarını da beraberinde getirecek. Maaşlı çalışanlar için bu durum can yakacak. Bu huzursuzlukta sandığa yansıyacak. Bunun önüne geçilmesi gerekiyor. TÜİK’in makyajlı rakamları ile insanlara zam yapmak çözüm değildir. Hayatın gerçeklerinden hareketle insanlara çözüm sunmak gerekli.

ASGARİ ÜCRET NE KADAR OLMALI?

Ülkede çeşitli sendika kurum ve kuruluş tarafından bir açlık ve fakirlik sınırı belirlenir. Bugün asgari ücret dediğimiz rakamlara baktığımızda açlık sınırının altında ki bir rakama denk geliyor. 4-5 kişilik bir aile için açlık sınırının altında ki bir rakamla karşı karşıyayız. İnsani yaşamın devam ettirilmesi noktasında açlık sınırının altında ki rakamları doğru bulmuyoruz. İnsani şartlarda devam edilebilecek bir standart istiyoruz. Zaten insanlar mutlu olmazlarsa yaptıkları işte de verimli çalışamazlar. Mutlu olmazlarsa işlerinde de başarılı olamazlar. Ne veriyorsun ki ne kadar çalışayım diye düşünürler. Çalışanlar da afaki rakamlar talep etmemeli gerçekçi olmalılar.

25 Eki 2021 - 10:00 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yerel Piyasa Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yerel Piyasa hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yerel Piyasa editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yerel Piyasa değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Yerel Piyasa, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (542) 453 4646
Reklam bilgi